Küresel piyasalarda ani ‘İran düşüşü’: Altın ve petrol nereye koşuyor?
Küresel piyasalar, ABD’nin İran’a yönelik son askeri adımlarının Hürmüz Boğazı’ndaki tanker geçişlerini tehdit etmesiyle sarsılıyor. Bu risk algısının etkisiyle Brent petrol fiyatları, varil başına 95 doları aşarak son beş haftanın zirvesine yükseldi. Artış, yüzde 2,5’lik bir sıçramayla gerçekleşti ve petrol ticaretinin can damarı olan boğazdaki belirsizlik, dünya piyasalarında tedirginliği artırdı.
Enerji piyasalarındaki bu gerginlik, ham petrole sınırlı kalmadı. Rusya ve Orta Doğu eksenindeki tedarik zinciri aksamaları, yaklaşan kış öncesinde rafine ürünleri, özellikle dizel arzını benzeri görülmemiş kırılganlığa sürüklüyor. Yükselen petrol maliyetleri, tahvil faizlerini tırmandırarak sert bir satış baskısı oluşturdu. Bu durum, spot altının bir haftada ons başına 380 dolar eriyerek 4 306 dolara düşmesine sebep oldu; Ocak ayındaki 5 419,83 dolarlık rekorun üzerinden yaklaşık yüzde 20 değer kaybeden kıymetli metal, 2026 yılındaki tüm kazanımlarını neredeyse sıfırlamış durumda.
Değerli metallerin ötesinde sanayi cephesine de etkileri gözlemlendi. Comex piyasasında Aralık vadeli gümüş, yüzde 3,2 kayıpla 64 dolara geriledi; bakır ise 6,77 dolarlık rekorun ardından yüzde 2 düşüşle 6,4 dolara indi. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyonu tetikleyerek tahvil getirilerini ve güçlenen dolar borçlanma maliyetlerini rekor seviyelere zorladı, bu da sanayi talebini doğrudan baltalıyor.
Avrupa’da ise doğalgaz şoku hissediliyor. Hollanda TTF vadeli işlemlerinde megavatsaat başına doğalgaz fiyatı, savaşın başladığı şubat ayından bu yana ilk kez 75 euro/MWh sınırını aşarak 2023 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Ağustos ayı sonunda AB doğalgaz depolarının doluluk oranı yüzde 63’e geriledi, bu da enerji darboğazının boyutlarını kritik bir seviyeye taşıdı. Tahvil getirileri ise şu seviyelerde seyrediyor: ABD 10‑yıllık getirisi %4,81, Almanya 10‑yıllık Bund getirisi %3,38 ve İngiltere 10‑yıllık tahvil getirisi %5,26.

