Tahvil piyasası uyarıyor: Faiz artışı kapıya mı dayandı?
Brent petrolün 92 dolara yükselmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin artması, enerji maliyetlerini istikrarsız bir seviyeye çekti. Bu durum, uluslararası fon yöneticilerini panik satışlarına iterek tahvil fiyatlarının hızla düşmesine ve getirilerin yükselmesine yol açtı. Kıta arası bir rekor zinciri tetiklenerek, getiri oranları aniden artarken tahvil piyasası yeniden merkezde yerini buldu.
Commerzbank Faiz ve Kredi Araştırmaları Başkanı Christoph Rieger’in uyarısına göre, küresel devlet tahvilleri tarihsel zirvelere ulaştı. ABD’nin 10‑yıllık Hazine getirisi 4,79 % seviyesine tırmandı; 30‑yıllık getiri 19 yılın zirvesine ulaştı. İngiltere’de 10‑yıllık tahvil getirisi 5,234 % olup 30‑yıllık vadede 1998 rekoru tazelendi. Almanya’da 10‑yıllık Bund getirisi 3,339 % seviyesine yükseldi ve 2011’den bu yana görülmemiş bir sıçrama kaydetti. Japonya’da ise 10‑yıllık tahvil getirisi 3 %’ü aşarak son 30 yılın zirvesine yerleşti.
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısında yaptığı enflasyon vurgusu, para politikasını yeniden şekillendirdi. Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırma ihtimali, vadeli piyasalarda yüzde 67,5’e fırladı. KBC Bank analistleri, enerji baskısı, şahinleşen para politikaları ve tırmanan risk primlerini yükselişin ardındaki faktörler olarak belirtti. Washington bütçesi için derin bir finansman krizine işaret eden bu gelişme, ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını genişletme planını zorlaştırıyor. Eylül verileri, özellikle ABD istihdam ve enflasyon göstergeleri, küresel faiz rejiminin geleceğini belirleyecek.

